
Yazıma besmele çekerek mi başlasam ne yapsam :)) Cinlerimi dağıtayım istiyorum :) Ki kendileri hayatıma yerleştiler 6 aydır gelemedim kendime. Şimdi fark ettimde yazmak ne iyi geldi :) Hadi hayrılısı...
Evet asıl konumuza dönüyorum sevgili arkadaşım Berrin sevdiğim ve sevmediğim kokular hakkında mimlemiş. Bende birkaç günlük rötardan sonra daha fazla geciktirmden bugün, hemen, şimdi yazayım dedim :))
İlk olarak sevmediğim kokuları yazmak istiyorum sonu güzel olsun diyerek...
İlk aklıma gelen ter kokusu oldu kazara yanımdan geçerek arkasına o berbat kokuyu bırakanlardan nasibi almak hiçte hoşuma gitmez. Küf kokusunu da hiç sevmem. Ayrıca ekşimiş süt tarzı kokulardan tiksinirim. Bu arada et yemeğinin pişerken yaydığı koku ve yanık kokusuda midemi bulandırır. Rakı kokusu berrinin dediği gibi benimde tüylerimi ürpertiyor :)) Düşünüyorum ama sevmediğim kokular çok değil sanırım yada şuanda aklıma bu kadar geldi :)
Gelelim sevdiğim kokulara, hazır olun bunlar bir hayli fazla çünkü :)))
İlk olarak aklıma gelen hastası olduğum misss gibi Türk kahvesi, dayanamadığım lezzet bitter çikolatamın kokusu, vanilya kokusu, tarçın kokusu, çiçeklerden gül ve karanfilin kokusu, oğlumun, canımın kokusu içime çeksem doyamayacağım bir koku onunkisi...
Denizin o serin kokusu, uhu, aseton, benzin kokusu [ tinerci değilim merak etmeyin :))) ] parfüm kokuları, salatalık, domates kokusu, çam kokusu, muz kokusu, kavun kokusu, çilek kokusu, yaprak sarmasının kokusu ımmmm :), yağmurun toprakta bıraktığı koku, Şarap kokusu içmeden sarhoş olurum :)) Birde yaptığım bulgur pilavının kokusunu içime çekerim hep :)
Deterjan koklarına da severim. Sanırım bu kadar, aklıma şimdilik bunlar geldi. Berrin'ime çok teşekkür ediyorum bu güzel mimi için. 6 ay aradan sonra beni tekrar bloğuma kavuşturdu :)) Beni oldukça düşündüren bir mim oldu :) zevk aldım yazarken.
Sevgiler hepinize......